MAVİ VATAN - Ahmet KARAKAŞLI

MAVİ VATAN


Bağımsızlık ve egemenliğin olmadığı yerde vatan olmaz. Bağımsız bir vatan olmadan, bir milletin kendine ait milli ve manevi değerlerini ve milli çıkarlarını koruyarak özgürce yaşaması imkânı yoktur. Sadece üzerinde yaşanan yeryüzü parçası değil, hava sahası, karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik alan ve bölgeler de vatandır. Zaten uluslararası hukuk ve anlaşmalar da; ülkelerin hava sahalarını, karasularını, kıta sahanlıklarını, münhasır ekonomik bölgelerini vatanlarının bir parçası olarak kabul etmekte ve güvence altına almaktadır. Öyleyse Vatan; bir milletin bağımsız ve egemen olarak üzerinde yaşadığı yeryüzü parçasına, onun hava sahasına, karasularına, kıta sahanlığına ve münhasır ekonomik bölgelerine denir. Millet ile vatan ruh ve beden gibidir. Vatansız millet, milletsiz vatan düşünülemez. Vatan Sevgisi ise kişiyi vatanına ve milletine bağlayan en kuvvetli bağdır.

Türk Milleti tarih boyunca vatanına, milletine, bayrağına, bağımsızlığına, milli ve manevi değerlerine çok kuvvetli duygularla bağlılığıyla nam salmıştır. Şairler, dizelerinde Türk Milletinin bu duygularına tercüman olmaya çalışmışlardır. Mithat Cemal Kuntay; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dizelerinde Türk Milletinin vatan, millet ve bayrak aşkını dile getirmeye çalışmıştır. Ziya Gökalp; “Vatan ne Türkiye’dir Türklere / Ne Türkistan vatan / Büyük ve müebbet bir ülkedir Turan” dizeleriyle esaret altındaki vatan topraklarının ve Türk halklarının kurtulması gerektiğini zihinlere nakşetmeye çalışmıştır. Mehmet Emin Yurdakul; “Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur” dizesiyle başladığı şiirinde “Muhammed’in kitabını kaldırtmam / Osmancık’ın bayrağını aldırtmam /Düşmanımı vatanıma saldırtmam” diyerek Müslüman Türk’ün hissiyatını ortaya koymuştur. Vatan Şairimiz Mehmet Akif Ersoy; “Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen Al Sancak” diye başlayıp, “Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal / Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet / Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin İstiklal” diye bitirdiği 10 kıtalık İstiklal Marşımızın her dizesinde mucize gibi sözlerle Türk Milletinin vatan, millet, bayrak ve bağımsızlık sevdasını en üst perdeden haykırmıştır. Bugün dünyada gelinen noktada; vatan topraklarının, vatanın hava sahasının, vatanın kıta sahanlığının, vatanın kara sularının ve vatanın münhasır ekonomik bölgelerinin çok güçlü bir şekilde korunması, savunulması ve milli çıkarlarımız uğruna kullanılması çok daha önemli ve zaruri bir hal almıştır.

Dünyadaki enerji kaynakları sınırlı olduğundan, yakın bir gelecekte enerji kaynaklarına olan ihtiyaç daha da artarak kritik bir hal alacaktır. Ülkemiz, çeşitli nedenlerle enerjide dışa bağımlı hale getirilmiştir. Yılda 50 Milyar dolarlara varan büyüklükte çeşitli enerji alımları yapmaktayız. Bu cari açığın başlıca sebepleri arasında da yer alan çok ağır bir bedeldir. Üstelik enerjiyi üreten ve satan ülkeler en kritik zamanlarda bunu bir silah olarak kullanmaktan çekinmemektedir. Eğer vatanımızda hür ve bağımsız olarak ebediyen yaşamak istiyorsak bu durumdan kurtulmak zorundayız. Yakın bir zamana kadar ülkemiz kendi başımıza hava savunmasız halde bırakılmıştı. Yakın bir zamana kadar ülkemiz kendi vatanında kendi başına enerji kaynağı arayıp bulamaz haldeydi. Yakın bir zamana kadar ülkemizin savunma sanayii yüzde seksenlere yakın dışa bağımlıydı. Artık şartlar değişmiş durumda. Savunma sanayimiz yüzde seksenlere yakın yerlileşti. Hava savunmamızı kendi başımıza yapabilecek bir duruma geldik. Hem karada ve hem denizlerde enerji kaynaklarını kendi başımıza arayıp bulabilecek seviyeye geldik. Türkiye olarak gücümüzü hissettirmeye ve kabul ettirmeye başladık. Yıllardır komşu ülkelerin harıl harıl enerji çıkardıları Akdeniz, Karadeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizinde biz de enerji kaynakları arayıp bulma ve çıkarma faaliyetlerine başladık. Libya gibi bazı denizden komşu ülkelerle anlaşmalar yaparak denizlerdeki münhasır ekonomik bölge ve alanlarımızı belirledik, ilan ettik ve Birleşmiş Milletlere bildirdik. Bu şekilde hava sahamızdan, karasularımızdan, kıta sahanlığımızdan, denizlerdeki münhasır ekonomik bölgelerimizden oluşan “Mavi Vatan”ımızı da korumak ve milli çıkarlarımız için kullanmak için yola çıktık. Mavi Vatan da vatanımızın bir parçasıdır. Zaten İngiltere, Fransa, İtalya gibi uzak ülkeler bile burnumuzun dibinde cirit atarken Mavi Vatan’dan uzak kalmamız büyük hatadır. Mavi Vatan’dan vazgeçmek denizlerimizi Yunanistan’a, İsrail’e, İtalya’ya, Fransa’ya bırakmak demektir. Mavi Vatan’dan vazgeçmek enerjide ve dolayısıyla birçok konuda dışa bağımlı olmak demektir.

Vatan, Millet, Bayrak, bağımsızlık, milli çıkarlar ve halkımızın refah ve mutluluğu söz konusu olduğunda tüm tartışmalar ve siyasi çekişmeler bırakılarak tüm fertlerimizle birlikte tek bir yumruk olmamız gerekir. Başka türlü böyle bir dünyada ayakta kalmak çok zordur. Mavi Vatan söz konusu olduğunda da tek yumruk olmalıyız. Vatanseverlik bunu gerektirir. Mavi Vatan’a karşı çıkmak Türkiye düşmanlığından başka bir şey olamaz. Mavi Vatan’ı doğru anlamalı ve öğrenmeliyiz. Mavi Vatan; iç sularımızdır, karasularımızdır, kıta sahanlığımızdır, münhasır ekonomik bölgelerimizdir ve bunların hava sahasıdır. Her ülkenin iç suları olacak, karasuları olacak, kıta sahanlığı olacak, deniz yetki alanı olacak ve bunlar üzerinde egemen olacaklar, ama Türkiye’nin olmayacak. Bu düşünce Türkiye karşıtlığıdır. Uluslararası hukuka ve geçerli uluslararası anlaşmalara göre; 200 mile kadar deniz tabanı ve altındaki cansız kaynaklar kıta sahanlığımızdır ve hakkımızdır. Bir başka ülke ile çakışan alanlar varsa oturulur, konuşulur, anlaşılır, herkesin çıkarına olan ortak bir yol bulunur. Ama peşinen Türkiye’yi yok saymak, Türkiye düşmanlığıdır. Münhasır ekonomik bölge ise deniz tabanı, denizin içi ve denizin üstünden göğe kadar tüm canlı ve cansız kaynakların araştırılmasını, çıkarılmasını, kullanılmasını ve satılmasını kapsar. Her ülkenin münhasır ekonomik bölgesi vardır. Türkiye’nin de kıyılarındaki denizlerde münhasır ekonomik bölgesi olacaktır. Bu hem hak, hukuk, adalet için hem de geleceğimiz için olmazsa olmazımızdır. Bu sadece ekonomik haklarımızla ilgidir. Türkiye olarak bu haklarımızı kullanırken başka ülkelerin gemilerinin geçişini engellemiyoruz, izin almak şartıyla kablo döşemelerini engellemiyoruz, izin almak şartıyla boru döşemelerini engellemiyoruz, izin almak şartıyla askeri tatbikat yapmalarını engellemiyoruz.

Türkiye demokratik bir ülkedir. Türkiye’de düşünce ve inanç özgürlüğü vardır. Türkiye’de ifade özgürlüğü vardır. Türkiye’de özellikle iktidar ve muhalefet her konuda birbirlerini eleştirebilmektedir. Türkiye düşünce, inanç, fikir özgürlüğü ve fikirlerini açıklama özgürlüğü konusunda da AHİM’i en üst ve kesin karar verici hukuki otorite olarak kabul etmiş ve bunu Anayasasına koymuştur. Özellikle siyasi partiler eleştiri haklarını sonuna kadar kullanmaktadırlar. Eleştiri hakkı kullanılırken sert ve şok edici ifadelerin bile kullanılması normal ve eleştiri sınırları içinde görülmektedir. Ancak her şeyin bir sınırı olduğu gibi eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kullanılırken de bazı sınırlar vardır. Tehdit, hakaret ve küfür eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değildir. Gizli kalması gereken devlet sırlarının açıklanması casusluk olup eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değildir. Vatana ihanet amacıyla gerçekleştirilen eylemler düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değildir. Toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü kullanılırken çevreye, başkalarının mallarına ve canlarına zarar vermek düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değildir. Peki; düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı, eleştiri hakkı kullanılırken ülkemiz ve geleceğimiz için bu kadar önemli olan Mavi Vatan’a karşı çıkmak da nedir? Mavi Vatan için “bu aslında egemenlik haklarının ötesinde bir alanı kapsayan ve bu şekilde egemenliğin daha geniş bir alana yayılmasını öngören konsept” diyerek Türkiye’yi yayılmacılıkla suçlamak nedir? Fransa’nın, İngiltere’nin burnumuzun dibinde Doğu Akdeniz’de enerji arama ve çıkarma faaliyetleri mi yayılmacılıktır? Yoksa Türkiye’nin 200 millik tartışmasız kendi kıta sahanlığının dibinde enerji arama ve çıkarma faaliyetleri yapması mı yayılmacılıktır? Sapla saman birbirine karıştırılmamalıdır. En güçlü bir şekilde muhalefet etme, eleştiri ve düşünceleri açıklama hakkından yana olalım ve kullanalım. Ama vatanın ve milletin çıkarlarına, bağımsızlık ve egemenliğimize halel getirmeyelim. Türkiye’nin Irak, Suriye, Libya, Azerbaycan ve Karabağ politikaları acımasız ve şok edici ifadelerle bile olsa eleştirilebilir. Ama bu eleştiriler yapılırken örneğin devletin gizlice görevlendirdiği askerler, subaylar, istihbaratçılar ve silahlar ifşa edilemez, bu casusluktur. 30 yıldır işgal altındaki Karabağ ve Azerbaycan toprakları Ermenilerin başlattığı bir savaşla kurtarılırken; ABD,AB ve BM Güvenlik Konseyinin daimi ülkelerini Azerbaycan’ı durdurun ve müdahale edin, Azerbaycan katliam yapıyor demek, eleştiri hakkını kullanmak mıdır? Vatan hainliği midir? Eleştiri yapılırken Mavi Vatan gibi tamamen haklı olduğumuz, üstelik sadece kendi ekonomik egemenlik haklarımızla ilgili olan bir konuda yayılmacılık gibi asılsız bir suçlama getirilemez.

Mavi Vatan Türkiye’nin bir yayılmacılık projesi midir? Yoksa Türk Milletinin ekonomik egemenlik haklarının kullanılması mıdır? Hangisi doğrudur? Artık siz karar verin.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Kas

AZINLIKLAR MESELESİ

25Ekm

TURNUSOL KAĞIDI

18Ekm

HADDİNİ BİLMEK

29Eyl

MAVİ VATAN

07Eyl
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş