ANABELEN ya da BÜYÜK MENDERES - Etem ORUÇ

ANABELEN ya da BÜYÜK MENDERES


 Anabelen’i zehirlediler can çekişiyor. Doğa anam imdat diyor cayır cayır yanarken dağlar, taşlar, çamlar, zeytinler, tüm börtü böcek. Aynı vardan var olmuşuz. Her parça bütüne aittir. Parça yanarken bütün de acı çeker. Aslında yanan doğa değil, zehirlenen Büyük Menderes, Anabelen değil biziz. Geleceğimiz, torunlarımız yanıyor… Ne yaptığımızın farkında mıyız? 

Üzerinde yaşadığımız, Anadolu’nun bu güzel köşesindeki topraklarda, Ege’de çok eskilerde Luviler,  Türk kökenli Etrüsklerin yaşadığını çoğumuz bilmeyiz. Roma kentini de kurmuş olan Etrüskler, bu gün yaşadığımız bu topraklarda ve Büyük Menderes vadisinde ileri bir uygarlık yaratmışlardı. Etrüsk uygarlığı, M.Ö. 1850 yıllarında meydana gelen depreme kadar sürdü…  

Bölge, Etrüskler zamanında Büyük Menderes Nehri’nin taşkınlarından korunmak için kanal sistemleri ile donatılmıştı. Deprem sonucu harap olan kanal sistemleri nedeniyle bölge tekrar bataklığa dönüştüğünden terk edildi. Etrüskler Büyük Menderes’e Anabelen diyorlardı.” (1) Belen, dağ sırtları arasındaki çukur yerler için kullanılır ve öz Türkçe kelimedir. (2) Etrüsklerin göç etmesinden sonra boş kalan havzaya Hititler ve 1155 yılında Frigyalılar hâkim oldular. Nehir Frigler zamanında bir süre Anebonon olarak anılmış daha sonra Yunan kültürünün etkisiyle Meandr ismiyle anılmaya başlanıştır. (3) 

Yunan Mitolojisine göre;  “(Maiandros- Meandros) Büyük Menderes Nehri, “Tanrı Nehirdir. Okeanos’la Tethys’in oğludur. “ (Meandros, Haikarnas Balıkçısına göre Luvice bir addır.) (4) Her mitolojik öyküde anlatıldığı gibi, kendisini besleyen diğer nehirler de onun çocukları kabul edilmiştir. Adını, Aydın’ın İlçesine veren Çine çayı mitolojik adıyla Marsyas Nehri, Meandros’un oğullarından biridir… 

Nehre, Meandros isminin verilmesine neden olan öykü iki değişik şekilde anlatılır. Ama kahraman aynıdır, Meandr. “Anabelen vadisinde Meandr isminde bir kral yaşamaktadır. Frigler’e ait, Pesinünt kenti ile savaşa tutuşmuş ve kaybetmiştir. Kral tapınaktaki kıymetli eşyaları askerlerine dağıttığı için tanrıça tarafından delirtilerek cezalandırılmıştır. Çıldıran Meandr, karısını, oğlunu öldürmüş, kendini Anabelen’e atarak intihar etmiştir. (5)

 İkinci öykü biraz değişiktir. “Frigyalılar Meandros isminin, Kelainai Kralı Serkofos’un oğlu Meandr’dan geldiği iddia eder. Kral Meandr, girdiği savaşı kazanırsa kendisini ilk kutlayacak kişiyi Tanrıça Kybele’ye kurban edeceğine söz verir. Savaşta galip gelir, kendisini ilk kutlayanlar karısı, kızı ve oğlu Arhelos olur. Onları kurban etmeye kıyamayan Kral Meandır kendisini Anabel (Anebonon Nehri) Nehrine atarak canına kıyar. O’nun ölümünden sonra da Nehrin ismi Meandros (Maiandros) olarak anılmaya başlar.” (6)  Meandr, Maiandros, Meandros isimleri dönüşerek Türkçeye Menderes olarak geçer ve yerleşir. Batı Anadolu’da birden çok Menderes nehri, (Skamender -Kara Menderes, Kaystros- Küçük Menderes ve Meandros) olduğu için de Büyük Menderes olarak kalır…

 Binlerce, hatta milyonlarca yıl aynı vadide akan ve geçtiği yerlere bereket saçan bu nehir. Taşıdığı alüvyonlarla Aydın çökelti (Graben) ovasının oluşmasına neden olmuştur… Nereleri doldurmuştur, hangi kentleri yutmuştur? Bunu tam olarak bilmiyoruz. Ama Latmos körfezinin denizle ilişkisi keserek Bafa Gölünü oluşturduğunu. Liman kentleri olan Milet ve Priene’nin denizle bağlantısını kestiğini biliyoruz…

Büyük Menderes Nehri, tarihte yargılanan ve mahkûm edilen ilk ve tek nehir olma özelliğini de taşımaktadır. Taşıdığı alüvyonlar ve millerle antik liman kenti özelliğini yok ettiği Milet’in tarıma elverişli ovalarını da bataklığa çevirmiştir. “ Antik Miletos Kenti halkı, limanlarını ve tarlalarını bataklık haline getiren Tanrı Maiandros’a karşı ayaklanmış ve kendisinden davacı olmuştur. Olaya bakan yargıç, Miletos halkını haklı bulmuş, Tanrı Nehir Meandros’u tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. Belirlenen tazminat Maiandros ’un rahipleri tarafından tapınağa bağışlanan hazinelerden karşılanmıştır.” (7)

Anadolu insanı, inandığı her tanrının heykelini yapmış ve ona tapmıştır.  Tanrı Meandros’un da heykelini yapmıştır. Heykel, İzmir Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Kültür ve uygarlık açısından zengin olan bu coğrafya ormanları, yetiştirdiği endemik bitkileri ve yaban hayvanlarının çeşitliliği bakımından oldukça zengindir… Büyük Menderes Nehri, sularında yüzen devasa yayın, sazan ve diğer balıklar açısından da zendin idi? Aktığı ovalara bereket saçar, insanları ve yaban hayvanlarını beslerdi… Suyu içilecek kadar temizdi? Şimdi öyle mi? Zehirlendi, onun için kıvrım kıvrım kıvranır. 

Her şeyin bir sonu vardır. Son bazı durumlarda erken gelir, bakar korursan ömrü uzar. Bu anlatılanlar insan için olduğu kadar; nehirler, göller, denizler, tarım toprakları, soluduğumuz hava için de geçerlidir…Milyonlarca yıl havzada aktığı söylenen, yukarıda isimlerinin öyküsünü anlattığım nehri koruyabildik mi? Hayır! Koruyamadık, koruyamadığımız gibi kirlettik ve kirletmeye devam ediyoruz…

Kirlenme ilk önce tarımda kullanmaya zorlandığımız yapay gübre ve zirai zehir (ilaç) artıklarının sulama suyu veya yağmur suyuyla nehri sularına karışmasıyla başladı. Kentler büyüdü, nüfusu arttı kentlere kanalizasyon sistemi kurulmadı kirli sular nehre karıştı… Kirlenme gözle görülür şekilde yılların geçmesiyle anlaşıldı. Peki, önlem alındı mı? Hayır!

Öldürücü darbe, çıkarıldığı derinliğe reenjekte edilmesi gereken jeotermal akışkanın daha sığ sulara ya da reenjekte edilmeden doğrudan nehre karışmasıyla 1984 yılında başladı. İlk açılan jeotermal elektrik santralından günümüze değin geçen sürede önceleri kirlenmeye jeotermal akışkanın neden olduğunu birkaç bilim insanı dışında fark eden olmadı. Yetkililer açısından, elektrik insan sağlığından önemli olduğu için sesleri çıkmadı, halen de çıkmıyor… 

Nehir o kadar kirlendi ki, tarımsal sulamada kullanılamayacak hale geldi. Nehirde yaşayan balıklar, canlılar toplu olarak ölmeye başladı. Santral çevresindeki ağaçlar kurumaya başladı. Yetkililer önlem alacakları yerde yeni santrallar kurulması için jeotermal sahaları ihaleye çıkarttı. O sahalarda yeni santrallar açılırsa Büyük Menderes Nehrinde ve havzasında canlı yaşamının sonu gelebilir.

KAYNAK:                                                                                                                            

1-H. Hilmi Bayındır-H. Fehmi Poyrazoğlu, Aydın Kenti-Tarihi, Coğrafyası ve Bu günü.        

2-Dil Derneği, Türkçe Sözlük. S. 103                                                                                 

3-H. Hilmi Bayındır-H. Fehmi Poyrazoğlu, Aydın Kenti-Tarihi, Coğrafyası ve Bu günü.           

4-Orhan Hançerlioğlu, İnanç Sözlüğü. 368                                                                            

5-H. Hilmi Bayındır-H. Fehmi Poyrazoğlu, Aydın Kenti-Tarihi, Coğrafyası ve Bu günü. S.8-9      

6-Mehmet Özalp, Marsyas’ın İlinden. S.10                                                                              

7-Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü. S. 216

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Eyl

YALNIZIM

09Eyl

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

04Eyl

ATÇALI KEL, KELOĞLAN MI?

19Ağs

ANABELEN ya da BÜYÜK MENDERES

05Ağs

BİR BEN VAR

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş