BİR ANI


         Aydın’ın kültür babası dediğim Mustafa Kemal Yılmaz Hocamla zaman buldukça bol bol gezerdik. Bir gün de Efes’e gitmeye karar verdik. Önce iki katlı Efes-Celsusu kütüphanesine ziyaret ettik. Mustafa Kemal Hoca anlatıyor.                                                          

        “Pek çok kaynakta bu konuda farklı bilgiler söz konusu olsa da Efes Celsus Kütüphanesi’nin yapılışı resmi olarak M.S. 135 olarak geçmektedir. Celsus; Trajan’ın yönettiği Roma İmparatorluğu’nda o dönemin en önemli senatörlerinden birisidir. Oğlu Aquila’nın ön ayak olduğu kütüphane, babası Celsus’un ölümü üzerine onun mezarı üstüne  yaptırılmıştır. O dönem kitapların temin edilebilmesi için tam 25 bin altın toplanmıştır. 14000 kitap sağlanmıştır. Mermer caddenin doğu yakasında ufak bir alanı kaplayan Celsus Kütüphanesi, Augustus kapısı ile göz kamaştırır. Bu kapı aynı zamanda kütüphanenin Agora ile olan bağlantısını sağlar.”                                                                                                                      

       Benim en çok ilgimi çeken bir mezarın üzerine yapılan kütüphane. Bilime ve kitaba verilen değer. Yüzyıllar önce kitaba bu denli değer verilirken bugün düştüğümüz duruma ne demeli?                                                                                                                                     

       Ve ardından Bülbüldağı’na Meryem Ana’nın gömütüne gidiyoruz. Mustafa Kemal Hocam: “Bu topraklar ilk çağlardan beri anaerkil yaşamın sürdüğü topraklardır. Meryem Ananın buraya gelmesi de bir tesadüf değildir. Erkeklerin zulmünden kaçarak Efes-Artemis şevkayine sığınmıştır.”                                                                                                                    

       Meryem ananın gömütüne mum yakıyoruz. Sonra da dilek panosuna bakıyoruz. Dünyanın çeşitli dillerinde yazılmış binlerce dilek kağıtları buraya asılmış. Mustafa Hocam:         “ Etem, dünyada tüm dillerin ve ınançların ortak dilekte bulundukları tek yer burası,” diyor. İngilizce ve Fransızcayı iyi bildiği için dilek panosundaki İngilizce, Fransıca ve Türkçe dilekleri okuyor. Heme hemen tüm dilekler, kendileri için varsıl bir eş, çocukları için güzel iş dilemekte. 

       Dilek kağıtlarının çoğunu okuyan Mustafa Hocam, birden elini göklere doğru uzatarak; “ Ey Ulu Tanrım, eskiden tanrılar çoktu. Kendi aralarında işbölümü yapıyorlardı. Şimdi ise teksin, bu denli isteklerin altından nasıl geleceksin!” diyordu.                                                 

       Bizim ülkemiz de birkaç yıldır tek adamlı başkanlık sitemiyle yönetiliyor. Onun dudakları arasından çıkan söz kanun kabul ediliyor ama yine de kolay değil. Nedense bu anıyı anımsadım birden…                       

                                                                                   

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Tem

BİLİM VE DİN

18Tem

KEŞKE YUNANLILAR…

17Tem

EFE VE EFE YEMİNİ

11Tem

YÖRÜKLERİN DÜŞÜ

09Tem

DÜNÖZLEM

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş