DEMİRCİ MEHMET EFE VE TOPAL OSMAN - Etem ORUÇ

DEMİRCİ MEHMET EFE VE TOPAL OSMAN


“Gönüllü gitti harbe, sağ dizinden vuruldu.

 Osman Ağa’ydı adı, Topal lakabı oldu.”                                                                                                           

2003 yılının yaz ayları. Aydın’nın Kültür babası dediğim M. Kemal Yılmaz’la Kuşadası Kasım Yaman Parkında buluştuk. “Kuşadalı Bir Yurttaş” kitabının yazma çalışmaları için ön çalışma yapacağız. Benim elimde Asaf Gökbel’in “Milli Mücadelede Aydın” kitabı var. Hocam kapağı eskimiş kitabı görünce, “Bu kitabı yeniden bastıralım. Aydın direnişini en güzel anlatan bir kitap. Yarın Doktor Ahmet Yıldırım’ın evine gidelim” dedi.                            

Ertesi gün Dr. Ahmet Yıldırım’ın Kadınlar Denizi’ndeki evindeyiz. Mustafa Kemal Hocam, beni tanıtıyor. “Bu çocuk emekli öğretmen, yazar. ‘Kuşadalı Bir Yurttaş’ı yazdı, şimdi de ‘Şu Ege’nin Efeleri’ni yazıyor” deyince Ahmet Bey; “Demirci’nin evi de şu karşıkı ev. Yarın gel de Demirci hakkında anılarımı anlatayım” dedi.

Mustafa Kemal Hocamla Asaf Gökbelin kitabının nasıl basılacağı, yaşayan akrabalarından izin alınması, para kaynağı, kitabın daha iyi anlaşılması için sadeleştirilmesi için Hüseyin Kuruüzüm’le görüşülmesi konuşuldu. Bu sorunlar çözülünce yine bu evde toplanılıp sözleşmenin yapılması kararlaştırıldı. Dr. Ahmet Bey, benim Kuyucak Karapınar Köyü’nden olduğumu öğrenince köyümden bazı kişilerin yaşayıp yaşamdığını sordu. 1930’lu yıllarda Nazilli ve Kuyucak yöresinde sıtmayla savaş için köylerde yaşadığı anılarını anlattı.       

Ertesi sabah evine gittiğimde evinin balkonunda çayını içiyordu. Demirci Efe’yle 30’lu yıllarda nasıl tanıştığını. Portakallı bahçedeki kahvedeki sohbetlerini anlattı.

“Birgün Demirci Mehmet Efe’yle oturuyoruz. Nazillili Hacı Süleyman Efendi’nin ölümünden sonra Atatürk kendisine mektup yazarak milletvekili olmasını istemiş. Cebinden mektubu çıkararak bana gösterdi. ‘Neden gitmedin?’ dedim. Oldukça kuşkulu biriydi. O zamanlar Atatürk’ün Ankara’da başı dardaydı. Güvenliği için benim gelmemi istiyordu ama ben güvenemedim. Bak benim yerime Topal Osman gitti ama başına ne işler geldi” diyerek o günleri anlattı.

Bu günlerde Emine Azboz’un “Mustafa Kemal’in Fedaisi” Topal Osman’ı okuyorum. O günlerdeki bir gazeteden alıntı var.

“Hilafet kurumunun kaldırılmasına karşı çıkarak Mustafa Kemal'le sert tartışmalara girişen Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, Ankara'da Topal Osman'ın evinde boğularak öldürüldü.”

Halk Partisi'ne zor anlar yaşatan Ali Şükrü'nün katli, Meclis'te kıyameti kopardı. Çok geçmeden 'cinayetin bir numaralı şüphelisi' Topal Osman Ağa, Meclis Muhafız Taburu'nun operasyonuyla öldürüldü. Canlı olarak yakalanması beklenen Osman Ağa, yaralı olarak ele geçirildiği çatışmanın ardından başı kesilerek infaz edilmişti. Böylece kısa bir sürede hem Ali Şükrü hem de Topal Osman ortadan kaldırılmıştı. O gece Çankaya'daki Papazın Bağı'nda neler olduğu hâlâ gizemini koruyor.                                             

Elimdeki kitabı okuyarak bu gizemi çözebilecek miyim? Atatürk’ün Giresun’a geldiğinde Topal Osman’ın eşiyle aralarında geçen bu konuşma çok ilginç.                    

Atatürk, bir yakınına bakar gibi yumuşacık mavi mavi baktı;

“Hatun Hanım, size kırgın değilim. Ne söyleseniz haklısınız”

diyerek karşısında yıkılmış, genç yaşından acıyla insan viranesine dönmüş, Topal Osman’ın eşine uzun uzun baktı.

Hatun Hanım; “Sizin her şeye gücünüz yeter.”

Atatürk; “Benim de gücümün yetmediği zamanlar olur.”

Hatun; “Siz Gazi paşasınız, yedi düvele sözünüz yetti.”

Atatürk; “Ben Gazi Paşa olsam, yedi düvele söz geçirsem de Meclise söz geçiremem.”

Can kulağıyla Atatürk’ü dinleyen Hatun Hanım biraz şaşkın. “Paşam, siz o meclisin, o vekillerin başı değil misiniz?”

Gazi, bu kez sevecen bakarak; “Ben padişah değilim Hatun Hanım. Yetkilerimi gökten değil Meclis’ten alırım. Milletimden alırım. Halkın seçip Ankara’ya yolladığı vekillerimden alırım. Onların yaptığı yasalardan alırım. Yalnız millete hesap veririm. Bunu da Meclisteki vekillerimiz aracılığıyla yaparım. Yani size hesap veririm.”

Bu sözler karşısında iyice sersemleyen Hatun Hanım; “Siz hepsinin başısınız” diyebildi. (S,45 M. Kemal’in Fedaisi)                              

Şöyle düşünüyorum da; Kurtuluş Savaşını başarmış, yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk, o günün koşullarında bile Meclise ve yasalara çok sayglı davranıyor. Kendi keyfi isteklerini dayatarak Meclisi ve yasaları çiğnemiyor. Sanırım çağdaş bir devletin temelleri böyle atılıyor.

Kaynak:1- Asaf Gökbel, Milli Mücadelede Aydın.

             2- Emine Azboz, Mustafa Kemal’in Fedaisi, Giresun Şahini.

             3- Sadi Borak, Atatürk’ün Gizli Notları…

             4- Dr. Ahmet Yıldırım’ın anıları.                                                

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas

ZEYTİN VE IŞIK

09Kas

YÖRÜK NİNEM

28Ekm

ATATÜRK'Ü ANLAMAK

25Ekm

YARA

16Ekm
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş