EFE VE EFE YEMİNİ


              Batı Anadolu’nun pek çok yerinde efelik ve efe oyunları yaygındır. Efenin harman olduğu yer Ege, Ege’de de Aydın, Sultanhisar ve Ödemiş ilçeleridir.  Kurtuluş Savaşında büyük kahramanlıklar gösteren Yörük Ali Efe Sultanhisar ilçesinin Kavaklı Köyünden bir Yörük çocuğudur. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında (1828) ortaya çıkan Atçalı Kel Mehmet, Sinanoğlu, Gizemli Kadın Efe, İnce Mehmet Efe gibi efeler de bu yörenin Yörüklerindendir. İnce Mehmet, Çakıcı Mehmet Efe, Gökçen Efe gibi pek çok efe Ödemiş yöresindendir. Sultanhisar’ın bir kilometre kuzeyindeki Nysa kentinde ta ilk çağlardan bu yana efelik geleneği sürmektedir.  İlk tiyatro da bağbozumu törenlerinde Nysa’da başlamıştır. Şarap tanrısı Dionysos’la “Dionysos” adı, Nysa dağının ışık tanrısı anlamına gelir. İvriz’deki Hitit kabartmalarında Bakkhos, bir elinde üzüm salkımı, öteki elinde bir demet arpa başağı tutmaktadır. Ağacın kökü toprak, insanın kökü ekmek demektedir.                    

Efelerin çiçekli ve yapraklı baş çemberleri kuşkusuz Bakkhossal bir simgedir. Bu çemberi en çok da Aydın efeleri takar. Subayların başlıklarının önündeki ay yıldızı saran bronz defne yaprak çelengi de efelerin çemberinden esinlenerek yapılmıştır.                        

Efelerin giydikleri cepkenin kolları varsa “cepken”, kolsuz ise “camadan” olur. Bunlar, üzerleri siyah işlemeli, koyu renkli çuhadandır. Sırmalı işlemeleri efeler değil, kızanlar giyer. Efeler bellerine bir şal dolanırlar; Onun üstüne de meşin bir silahlık. Şalvara “Çakşır menevrek” denir. Şalvar diz kapaklarına gelir ama dizkapaklarını örtmez. Dağ dunudur bu. Yün çorap üzerine meşinden “kepmen” bir dizlik çekerler. Camadan cepken de gövdeyi, taştan, oktan korumak için kalın gönden yapılırdı. Kimi efeler de pazubent denilen, kurşun geçirmeyeceğini inanılan bir muska takarlardı.               

Efe sözü bugün, yiğitlik, savaşçılık, ağabey, ya da sakalı tıraş edilecek çağa gelmiş genç, delikanlı anlamında kullanılır. Efelik bir çeşit seçimle olur. Bu seçimin kuralları, töreleri vardır.                       

Zeybekliğe geçiş ve efe yemini:                                                   

Zeybek, efelerin buyruğu ile kızanları yetiştirir. Kızanlar da belli kurallar ve törenlerle zeybek olurlar. Tanyeri ağarırken tören için efe gurubu dağa çıkar. Dağa çıkmak çok önemlidir. Daha önemlisi de defne (teknel ya da ölüm ağacı derler) ağacının yanında halka olup diz çökerek beklerler. Yalnız zeybek adayı kızan ayakta durur. Yatağanını (kulaklı uzun bıçak) çeker, üç kez öpüp efenin önünde diz çöker. Efe, kızana sorular sorar, zeybekler hep bir ağızdan bu sorulara yanıt verir:                                                                  

     - Bu koca dağların sahibi kim? 

     - Erimiz!                                                                                       

     - Yiğit kimdir?                                                                               

     - Efemiz.                                                                                       

     - Yiğit kime derler?                                                                       

     - Sözünde durana!                                                                         

     - Korkak  kime derler?                                                                  

     - Sözünden dönüp aman diyene…                                            

     -Şeytana bel bağlanır mı?                                                                

     -Yardımcımızdır, bağlanır.                                                             

    - Var yemezlere acımak mı gerekir, dayak mı?                             

    - Dayak gerekir!                                                                           

    - Yiğitlerde ne yoktur?                                                                   

    - Merhamet.                                                                                    

    - Korkaklar zeytini nerede döverler?                                                  

    - Ağaç dibekte.                                                                              

    - Yiğitler yağı nerede kavururlar?                                                         

    - Zalimin göbeğinde!                                                                           

    - Sözünde durmayan kahbe bacının öz kızanı olsun mu?        

    - Olsun!                                                                                          

    - Şu dualı yatağan böğrüne batsın mı?                                          

    - Batsın!                                                                                        

    - Doğru söylediğinize Nasuh tövbesi olsun mu?                                 

    - Olsun!                                                                                         

        Bu sorulara benzer sorular sorulur. Sorular bitince, efe ayağa kalkıp defne ağacının yanında durur. Zeybekleri çevresine toplanır. Efe kulaklı bıçağını defne ağacına saplar. Yeni zeybek, efesine sadık kalacağına ant içer. Sonra da yedi kez kulaklının altından geçer. Onun ardı sıra diğer zeybekler de geçerler. Efe zeybeğinin alnını, zeybekler de efenin elini öper. Defne ağacının tohumlarını da tüfeklerine sürerler. Efe, kulaklıyı defne ağacından söküp zeybeğe verir.                                                                                              

        Efeler defne ağacının öldürücü siyanür taşıdığını bildikleri için ölüm ağacı demişlerdir. Defne ağacının bol olduğu dağlarda çok dolaşmazlar. Zeybeklerin ant içme töreninde defne ağacına dayanmaları, bu ağacın kutsal bir ağaç olduğunu inanmalarından kaynaklanır.              

       Efe, cesur, yiğit olduğu gibi aynı zamanda zeki ve bilgilidir. Dağ diplomatıdırlar. Koyduğu yasalar yüzyıllardır süregelen yasalardır. Kendi kafasına göre uydurmaz. Efelerin bu özelliğini çok iyi bilen bir ozanımız, “Bilgisiz düşünmek büyük bir bela / Çalı kakıcılar doldu meydana / Atamızın gösterdiği aydınlık yola / Kan emici sülükler yapıştı efem. E.O.” diyerek şikâyetini bildirmektedir. Efelere, efe torunlarına, çatal yürekli yurtseverlere selam olsun…                                                                                                   

      Not: “Gizemli Kadın Efe” kitabından                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Tem

BİLİM VE DİN

18Tem

KEŞKE YUNANLILAR…

17Tem

EFE VE EFE YEMİNİ

11Tem

YÖRÜKLERİN DÜŞÜ

09Tem

DÜNÖZLEM

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş