Nazlı Deniz Kuruoğlu ve Caferli Köyü - Etem ORUÇ

Nazlı Deniz Kuruoğlu ve Caferli Köyü


Kuşadası-Caferli, yapılaşmanın ırağında kalmış bir köy. Ağaç ormanı içinde uzaktan görünmüyor. Köye girerken mor saksılarda rengarek sardurnyalar karşılıyor sizi. Tepenin üzerinde koskocaman bir çam. Onun dalları altına sığınmış tek katlı bir taş ev. İçinde doğaya vurgun İstanbullu bir kız, bir Nazlı Deniz. Gizemli bakışlarında giz içinde giz. Doğayla bütünleşmiş bir Artemis. Oturuyoruz evin bahçesine, önümüzde yemyeşil orman, yeşille kaynaşmış bir deniz. Kahverimizi yudumlarken başlıyoruz söyleşiye.

Etem Oruç: Nazlı Hanım, özyaşam öykünüzü anlatır mısınız? 

Nazlı Deniz Kuruoğlu: 1962 İstanbul doğumluyum. İstanbul Devlet Konservatuvarı bale bölümü yüksek mezunuyum . Mezun olduktan sonra bir sene burslu olarak İngiltere’de contamprarydance school da modern dans eğitimi aldıktan sonra, İstanbul Devlet Opera ve balesinde dansçı olarak görev aldım. 1982 yılında Güneş gazetesinin organize ettiği güzellik yarışmasında 1. oldum. Ve Avrupa ülkeleri arasında düzenlenen güzellik yarışmasına katılmaya hak kazandım.  Avrupa güzeli oldum. Geçirdiğim sakatlık nedeniyle dansı bırakmak zorunda kaldım. Kendi stüdyomu açıp İsveç jimnastiği ve hareket bilimleri dersi verdim. Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi İsranbul Devlet Konservatuvarında tiyatro ve müzikal bölümüne hareket dersleri verdim. 

E. O: Çocukken kurduğunuz hayellerin ne kadarı gerçekleştirebildiniz?

N.D: K.: Eskiden beri doğaya düşkündüm. Annemin anlattığı masallar, benim hep bir çiftlikte yaşamak istememe sebep olmuştur. Ben her zaman her hayalimin peşinden ısrarla gittim. Dans, spor ve doğada yaşamak. Hepsini de gerçekleştirdim . Yaptıklarım kolay olmadı. Özellikle çiftlikte yaşamak, doğayı ısrarla koruma çabalarım çok defa sekteye uğradı. Ancak hiç vaz geçmedim. Sanırım esas arzum doğayı olduğu gibi korumak. Bu sebeple çiftlik sahibi oldum. Ve bulunduğum köyü de bu amaçla korumaya çalışıyorum. Bu konuda da epey ilerleme kaydettim. 

E.O.: Gençkızlık yıllarının yıldızlaşan düşleri nelerdi?

N.D. K: Çok iyi bir balerin olmak. 

E.O: 1982 Güzellik yarışmasına katılmanız bir özlem miydi, yoksa tesadüf mü?

N.D.K: Tesadüf. Anneannemin ısrarıyla aslında. Anneannem, Türkiyenin SeSu güzellik salonunu kuran, Suzan Esenil’dir. Ve benim bu yarışmaya katılmamı çok arzu etmişti. Onu çok sevdiğimden isteğini kıramadım.  Ayrıca babam Sabahhattin Kuruoğlu, kendi de futbol milli takımında ülkemizi temsil ettiğinden, bana şöyle nasihatte bulunmuştu:                                   " Sen Atatürk’ün söylediği gibi güzel ve akıllı Türk kadınına örneksin. Her zaman ülkeni temsil etmelisin. "

E.O.:  Avrupa Güzeli seçilmeniz sizin yaşantınızı nasıl etkiledi?

N.D.K. : Başlarda özgürlüğümü kısıtladı. Ancak şimdilerde bazı kapıların açılmasını sağlıyan önemli bir ünvan oldu. Ben yarışmadan sonra "Nazlı" ismini kullanmadım. Yarışma sonrasında gelen şöhretten kaçınmak adına. Ama 2014 te Caferli Güzelleştirme derneğini kurup, köy için çalışmaya başlayınca, tekrardan titrimi (ünvan) kullanmak adına "Nazlı" yı hayatıma ekledim. 

E.O.: Mutlaka sevgilileriniz olmuştur. Sizi tanıyanlar çok merak ediyorlar, hiç evlendiniz mi?  Çocuğunuz oldu mu?

N.D.K.: Sevgililerim oldu tabi. Bir kere evlilik de yaşadım. Kısa sürdü ve çocuğum yok. Ancak iki yeğenim çocuklarım gibi oldular.

E.O.: Üniversitede hareket bilimleri öğretim üyesi çalışmalarınızdan örnekler verir misiniz? 

N.D.K.: Dans eğitiminden sonra,Alexander teknik, Felden crise, yoga, nefes tekniği dersleri aldım. Ve bunları birelştirerek öğrencilerin bedenlerini tanıması adına eğitimler verdim. Doğaçlama dersleri ve bu saydıklarım, sahne üstünde görev alacak bütün tiyatro ve müzik öğrencileri için çok gerekli olan derslerdir.

E.O.: Adınız Nazlı Deniz, denizi seviyorsunuz besbelli, Caferli Köyü sevdanız nasıl başladı?

N.D.K. : 1982 yılında Avrupa güzelleri ile geldiğimizde, Kuşadası-Güzelçamlı’yı keşfettim. Denizi ve Milli parkı buluşturan bir noktada olmasından dolayı yaşamak için ailemle birlikte burayı seçtik. Ancak zamanla şehirleşmeye başlayan Güzelçamlı’dan, daha sakin bir köy hayatı sunan Caferliye geçtim. Ve çiftliğimi kurdum.  Deniz sevdam ise küçük yaşlarda Galatasaray yüzme okuluna gitmem, yüzme yarışlarına katılmam ve yaz aylarını her zaman deniz kenarında geçirmem sayesinde olabilir.  

E.O. : Güzel oduğunuz denli yürekli, çalışkan bir kadınsınız, Caferli  Köyü çalışmalarınızda hiç umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu?

N.D.K. :Bir çok kere oldu. Mücadeleci ruhumdan dolayı hepsini aştım. Hâlâ da arasıra çıkan problemlerle mücadele etmekteyim. 

E.O. : İstanbul’da yetişmiş bir Avrupa güzeli için çiftçilik çok zor bir iş, ama siz başardınız, bunu etkileyen doğa sevginiz mi?

N.D.K. : Doğa ve çevre sevmek çok etkili tabii. Ama ülkemizde gittikçe çarpık betonlaşma ve tarım alanında yapılan yanlışlar, beni bu konuya eğilmeye daha da teşvik etti.  Doğa mutlaka korunmalı. Gelecek nesiller için çok geç olmadan. 

E.O. :  Caferli Köyünde Festivaller düzenlediniz, bu festivaller devam edecek mi?

N.D.K. : Tabi ki öyle düşünüyoruz. Hatta daha da geliştirmeyi planlıyoruz. 

E.O. : Örnek bir yurtseversiniz, çevre  kunusunda da duyarlısınız, ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

N.D.K. :  Jeotermallerin, madenlerin, betonlaşmanın verdiği zararı görmemek mümkün değil. İklim krizinin zirve yaptığı şu dönemde her bireyin aslında doğaya, doğanın ve tarımın önemine öncelik vermesi gerekir. Ailem beni doğaya saygılı bir birey olarak yetiştirdi. Bir geleceğimiz olsun istiyorsak dünyamızda, her ebeveyin buna öncelik verip, doğa sevgisini çocuklarına aşılamalı. 

E.O. :  Kadınların eğitilip, haklarının verilmediği ülkelerin gelişip ilerlemesi olanaksızdır..Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

N.D.K. : Aslında Anadolu kadını, güçlü kadın simgesidir. Ancak ataerkil toplumda gittikçe artan baskılar, toplumun bir kısmının aşırı yozlaşması günümüzün kadınının yaşam şartlarını ve  kalitesini çok düşürmüş durumda. Eğitim şansına sahip olan kadın, bir ülkenin gelişmesi için yeterli değildir. Bu eğitilmiş kadının yasalarla korunması, erkeklerle eşit şartlara sahip olması da gerekmektedir. Aslında kadınlar kadar erkeklerin de eğitilmesi gerekir. Topluma kadın veya erkek olarak değil, insan olarak bakmak gerekir. Bu da ancak kadın erkek eşitlik ilkesine  uyularak sağlanabilir.

E.O. : Sadece köyü güzelleştirmiyorsunuz, kütüphane açıp, çocukların eğitimine de katkıda bulunuyorsunuz. Ereğinize ne denli yaklaşabildiniz?

N.D.K. : Bu tür şeylerde varılacak bir nokta yoktur. Her zaman daha iyiye, elden gelenin en iyisini yapmaya , faydalı olmaya devam etmek gerekir. 

E.O. : Siz ülkemizde imrenerek bakılan meşhur bir kadınsınız. Tanınmış olmanın size sağladığı kolaylıklar oldu mu?

N.D.K. : Tanınmış insan değil, yaptığım çalışmalarla tanınmış olduğum, uzun zaman içerisinde kendimi güvenilir kıldığım için kolaylıklar oluyor hayatımda. 

E.O. : Ülkemizin gençlerine, genç kızlarına öneri olarak, neler söylemek istersiniz?

N.D.K. : Benim için en önemli şey doğa.  Evrendeki tek kalıcı şey doğa. Dolayısıyla hayatlarında doğaya ve doğallığa önem vermelerini tavsiye ederim. Doğa adildir. Doğa sağlamdır ve güvenilirdir. 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas

ZEYTİN VE IŞIK

09Kas

YÖRÜK NİNEM

28Ekm

ATATÜRK'Ü ANLAMAK

25Ekm

YARA

16Ekm
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş