ÇALIŞAN KAZANIR - İncilay KUŞOĞLU

ÇALIŞAN KAZANIR


       "Çalışan kazanır, elması kızarır." Bu cümleyi çoğu kişi hatırladı galiba?  Birinci sınıfta okuma yazmaya geçenleri belirtmek için hazırlanan köşenin başlık yazısı.

       Birinci sınıfta çok çalışarak, gayret ederek elmamızı kızartarak başarıya ilk imzamızı atıyoruz. Daha sonra ise aldığımız takdir ve teşekkür belgeleriyle bunu pekiştiriyoruz. Ya elmasını zorla kızarttıklarımız, ne yapıyorlar?  Belli bir yaştan sonra bir hız kazanıp umulmadık sonuçlar elde edebiliyorlar. Ya da tökezleye tökezleye ittire kaktıra sınıflarını zorla geçiyorlar. Bazen tersi de olabiliyor. Bakıyorsun çocuk ilkokulu çok başarılı bir şekilde tamamlamış, ergenlikle beraber geri geri gider olmuş.

    Geriye gidişlerin pek çok sebebi var. Bunlar; öğretmenlerin çok ve farklı olması, ergenliğin getirdiği bunalımlar, özellikle tablet telefon düşkünlüğü, anne babaya zıtlaşma vs gibi daha pek çok sayabiliriz.

     Sevgili gençlerimiz maalesef başarıda yarış duygusunu çok erken kaybediyorlar. Telefon markası yarışı, ayakkabıdan tutun da tüm kıyafet yarışı, para harcama yarışı, kafelerde en çok zaman geçirme yarışı, ailesine kim çok karşı gelir yarışı gibi sonu hüsranla biten yarışlara giriyorlar. Kimseyi eleştirme amacında değilim. Sadece acı gerçekleri üzülerek yazıyorum.

    Özellikle sınav senesi etüt merkezlerine kayıtlar olunur, çocuğum daha iyi eğitim alsın, diyenler özel okullara verirler, özel hocalar tutarlar. Kısacası bir maraton başlar. Anne babada olan heyecan coşku, gayret çoğu çocukta, gençte yoktur. Neden yoktur? Gelecekle ilgili hayali, hedefi yoktur. Çünkü o yaşına kadar her istediği verilmiştir, sunulmuştur. Bebeklikten itibaren sorumluluk verilmeyen, bedel ödetilmeyen gence bu yük ağır gelir. Yüzde beşlik kısma kadar gayret vardır. Diğerleri ders dışındaki yarışla zaman geçirmeyi tercih eder. Masa başına oturtmak idam sehpasına oturtmak gibidir. Karınlar ağrır, başlar ağrır, mideler bulanır, hiç geçmeyen can sıkıntısı vardır. Hocalar suçlanır, okul beğenilmez. Ders çalışmamak için milyon tane bahane üretilir. Çocuğumuz, yavrumuz üzülmesin, psikolojisi bozulmasın diyen anne babalar el pençe divan dururlar. Ne yapacaklarını bilemezler. Büyük sınavı başarsın kendini kurtarsın, derler. Ancak gencin dünyası başkadır. İnternette vakit öldürür, mesajlaşmalar hiç bitmez. Arkadaşlarıyla gezme planları kurar.......Daha neler neler......

     Büyük gün gelir çatar. Ailecek heyecanla sınava girilir. Öğrenci içerde ana baba dışarıda ter döker. Sınavdan kırmızı suratlarla, gözlerle çıkılır. Yorulmuşlardır. Kimisi zamanım yetmedi der, kimisi sorular çok zordu der, bazı açıkgözler de çok kolaydı diyerek göz boyar.

      Aradan zaman geçer ve sonuçlar açıklanır. Gerçekten planlı programlı çalışanlar, isteyerek çalışanlar, soru çözdürmek için hocaların peşinde koşanlar, kitap okumaya, spora, müziğe vakit ayıranlar istedikleri puanları genellikle alırlar. Bazıları bütün soruları cevaplayarak tam puan alır. İşte sene sonunda elmalarını kızartırlar. Kazanan onlar olur.

      Hiç çalışanla çalışmayan bir olur mu? Kazanmak istiyorsak zaman kullanmayı, planlı ders çalışmayı küçük yaşlarda alışkanlık haline getirmeliyiz. Birileri sevinirken ,gülerken, köşede ağlayan sen olma.

      Kazanamayışının tek suçlusu herkesin kendisidir. Hedef belirle, doğru adımlarla ilerle.

 

Not: Yazı blog sayfamda yayınlanmıştır.

https://www.blogger.com/blog/posts/3395232237895900754

 

kusogluincilay@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas

SEVGİ DİLLERİ

12Kas

UMUT

03Kas

OYUN

25Ekm

ANLAMAK

14Ekm

NARSİST

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş