HORMONLAR - İncilay KUŞOĞLU

HORMONLAR


     Mutlu muyum?

     Mutlu musun?

     Mutlu mu?

     Mutlu muyuz?

     Uzun bir aradan sonra ziller çaldı, çocuklarımız okullarına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kavuştular. Herkes çok mutlu. Neden mi?

     Yeniden normal hayata dönmek, okul bahçesinde koşup oynamak, teneffüslerde havayı teneffüs etmek. Anneler babalar, evinde veya işyerinde çocuğum ne yapıyor diye düşünmeden akşamı bekliyor. Öğretmenler ise sandalyeye veya koltuğa çivilenmeden ekrandan elini uzatıp ulaşamadığı güzel öğrencilerine, mis kokulu sınıfında ders anlatabilmenin mutluluğunda. Kısacası herkeste mutluluk hormonları son sürat çalıştı.

    Ancak gelelim kafamızın bir köşesinde sinsice yerleşip yaşayan kafa kemiricilere. En büyüğü, en birincisi, en popüleri covid 19. Çocuğum eve getirir mi, okula maskesiz veliler geldi mi, aşı oldular mı, bu illet bize de bulaşır mı, bulaşırsa nasıl atlatırız, ölür müyüz gibi ardı arkası kesilmeyen sorular. Bu sorular, kaygılar serotonin hormonuna göz açtırmıyor. Kafasına kafasına vuruyor. Eh bir köşede dur da azıcık da serotonin vücutta gezinsin, bayram etsin.

    Yaklaşık iki yıldır normal hayat durdu. İnsanlar ayet i kerimede yazdığı gibi birbirlerine “Ne oluyor?” diye şaşkın şaşkın bakındılar, oturdular, kalktılar. Hayatlarında ilkleri yaşadılar. Modern çağın, modern teknolojinin kazasına uğratıldılar. Ev hapsine maruz kaldılar, çocuklarımızı uzak tutalım diye bas bas bağırdığımız en büyük uyuşturucular olan bilgisayara, telefona, tablete yapışık yaşadılar, alıştılar. Evde kavgalar arttı, obezite arttı, en kötüsü de psikolojik denge bozuldu.

     Başkaları bizi kurtarsın diye beklemeyelim. Böyle durumlarda büyük bir ustalıkla mutluluk veren hormonlarımızı güçlendirmek lazım. Bu hormonlar neler? Mutluluk hormonu tek serotonin mi?   Endorfin, dopamin ve oksitosin olmak üzere üç tane daha var. Bu hormonları nasıl güçlendirmeliyiz, diyorsanız şunları yapın.

     Dışarı çıkın, eve hapsolmayın. Bol oksijen alın. Egzersiz yapın. Bol bol gülün. Kendi kendine gülene deli derler, demeyin. Hem kendi kendinize gülün hem de ailenizle, arkadaşlarınızla fıkra anlatarak, komik şeyler anlatarak gülmeye çalışın. Nerde dertlendirici, hüzün verici olay varsa anmayın, hatırlamayın, konuşmayın. Gülmek, kaygı durumunu hafifletir. Sizi mutlu eden yiyecekler yiyin. Ancak miktarını abartmayın. Yumurta, badem, muz, kuru fasulye yiyebileceklerinizden bazıları. Baharatlı yiyecekler yiyin. Müzik dinleyin, müzikle uğraşın. Resimle uğraşın. Spor dallarından birini yapın. Kitap okuyun. Yazı yazın. Kaliteli uyku uyuyun. Uyku başlı başına insan sağlığına önemli katkıda bulunur. En az altı ,yedi  saat uyumalısınız. Yatma ve kalkma saatleriniz düzenli olsun. Stresten, strese yol açan etkenlerden uzaklaşmaya çaba gösterin. Duş alın. Duş almak da ayrı bir sağlık etkenidir. Sizi çok rahatlatır.

     Biz insanoğlu kendimizi mutlu etmek yerine, mutsuz etmeyi tercih ediyoruz malesef. Geçmişteki veya yakın zamandaki en üzücü sözleri, olayları, en kötü insanları beynimizden silip atmayız. Dönüp dolaşıp hatırlarız, kendimize hayatı zehir ederiz. Kötü anıları sırtımızda yük yaparız. Hastalıkların en büyük sebebi üzüntüdür, strestir. Bana, önce hangi sağlık önemli diye sorsalar, ruh sağlığı cevabını veririm. Çünkü ruh sağlığı, vücut sağlığının anahtarıdır.

     Gazeteci/Yazar Regina Brett’in 90 yaşında yazmış olduğu öğütlerden bazıları:

1. Hayat adil değil ama yine de güzel.

2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vakit harcama.

3. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen kabul et, gitsin

4. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin.

5. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok.

6. Mutlu bir çocukluk yaşamak için hiçbir zaman geç değil. Yeniden çocukluğunu yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de karışamaz!

7. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel!

8. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?”

9. Herkesi ve her yapılanı bağışla.

10. Bağlarını koparma, dostlarına zaman ayır.

11. Unutma, seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar.

12. Her gün mutlaka dışarı çık, mucizeler her yerde!

13.Hayatı çok fazla sorgulama, umudunu kaybetme.

   Zihinsel ve fiziksel formda kalmak hastalıklara yakalanma olasılığını azaltır. Serotonin, endorfin, dopamin ve oksitosin bu dörtlüyü aklımızdan çıkarmayalım. Her zaman onları güçlendirelim. Çelik gibi bir bünyeyle yaşamaya değmez mi hayat?

kusogluincilay@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Eyl

HORMONLAR

29Ağs

İLK YARDIM?

18Ağs

Hayatı Sevmek

10Ağs

ELVEDA

22Tem

BİRİKİM

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş