OYUN - İncilay KUŞOĞLU

OYUN


Oyun etmek

Ayak oyununa gelmek

Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu

Oyun almak

Oyun bozmak

Oyun vermek

Oyuna gelmek

...............

    Oyunla ilgili duyduğumuz pek çok deyim ve atasözlerimiz var.

    Oyun kelimesini okuyunca aklınıza hemen insanların birbirlerinin arkasından çevirdiği oyun mu geldi? O oyundan söz etmeyeceğim. Bildiğimiz çocukların oynadığı oyundan söz edeceğim.

    Oyunların çocuk gelişimine çok büyük etkisi vardır. Çocukların duygusal, bedensel, zihinsel, sosyal ve dil gelişimlerinin en temel besin maddesidir, diyebiliriz. Çocukların oyunları faydalı, gelişimci, eğitici, öğretici ve biraz da zorlayıcı olmalıdır. Bütün bunlar çocukların oyun içinde gelişim fırsatı bulmalarını sağlar.

   Şimdiki oyunlarla eskiden oynanan oyunlar çok, hem de çok değişti. Eskiden oynanan oyunlar genellikle açık alanda oynanırdı. Şimdikiler ise maalesef çocukları eve bağladı. Teknolojinin gelişmesiyle evlerimize önce atariler girdi ve hızlı bir şekilde sanal oyunlar arttı. Şu an her anne babanın ortak şikayetleri çocuklarını bilgisayar ve telefondan ayıramamalarıdır.

Eski oyunlardan örnekler verelim;

    Saklambaç, ip atlama, topla oynanan oyunlar (Yakan top, futbol, can oyunu, istop), dalye (Dokuz kiremit), hüdü (Yumurta gibi taş uzağa konur ve yassı taşla o taş vurulur......), körebe, çelik çomak, misket, uzun eşek, birdir bir, aç kapıyı bezirganbaşı, sekiz kuyulu taş (Şimdi mangala diyorlar), yağ satarım bal satarım, mendil kapmaca, kış gecelerinde çoraba yüzük saklama oyunu, topaç çevirme, teker sürme, köşe kapmaca, üç taş, beş taş, çamurla patlangaç oyunu.

    Daha pek çok adını sayamadığımız yörelere göre oyunlar, kız oyunları, erkek oyunları var. Bunları okurken sizin de eskilere gidip hatırladığınızdan eminim. Yüzünüzde hafif bir tebessüm de belirdi. Nerede o eski günler, nerede o eski oyunlar dediğinizi duyar gibiyim.

    Gelelim şimdiki zamana. Kentsel yaşam, apartman hayatı en başta çocukları eve bağladı. Çünkü oyun alanları kalmadı. Diğer yandan teknoloji hızla ilerledi. Çok faydası olması yanında tehlikeyi de beraberinde getirdi. Çocuklarımız oyalansın, zihni gelişsin gibi sebeplerle ellerine verdik atarileri, oturttuk televizyon basına, verdik ellerine telefonu kendileriyle, oyunlarıyla baş başa bıraktık. Ne oynuyor diye irdelemedik, ilgilenmedik. Yeter ki sakince otursun, dedik. Çocuklarımız günden güne hırçın, öfkeli, kavgacı, aşırı tüketici, oyun bağımlısı ve de konuşması zayıf oldu, odaklanamama gibi özellikler ortaya çıktı.

     Aslında oyun; çocuğun dil gücünü geliştirir, sosyal çevrede kendini ifade etme özelliği kazandırır, fiziksel olarak gücünü, kaslarını geliştirir, sağlıklı büyümesine sebep olur.

     Şimdi bu durumda anne babalara büyük görev düşüyor. Çocuklarımızdan şikayet etmek yerine onlara nasıl destek olabiliriz, şu an hoşunuza gitmeyen özelliklerini nasıl iyileştirme yoluna gideriz, onun araştırmasına düşmeli. Günümüzde çalışan anne babanın artması, çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmemeleri, bir arada olsalar bile yorgunum bahanelerinin üretilmesi, sürekli ellerinde telefonun olması maalesef çocuklarımızı yalnızlığa, sanal oyun bağımlısı olmaya zorluyor. Çocuklarımızı kendi ellerimizle yaşarken öldürüyoruz, çiçeklerimizi solduruyoruz.

    Gelin anne baba olarak bir karar alın. Çocuklarınızla kaliteli vakit geçirin. Ev içinde veya açık alanlarda birlikte oyunlar oynayın. Yaşları büyük olsa da oynayın. Çocuklarınızın elinden oyuncaklarını almayın. Bazı anneler ilkokula başladın, büyüdün, oyuncak oynama, ders çalış, der. Ev dağınıklığından şikayet eder. Çocuklarınız kaç yaşında olursa olsun oyuncaklarını elinden almayın. Kendi isteğiyle istediği oyuncağı kaldırsın. Daha bir yaşına gelmeden eline telefon verip susturmak yerine oyuncak verin, onlarla oynayarak büyüsün. Bu arada şunu da söyleyeyim, oyuncak alırken çocuğunuzun gelişimine ne gibi katkıları olur, onu araştırın. Falanca almış ,ben neden almamayım ,yarışına girmeyin. Ben çocuğuma hep pahalı oyuncaklar aldım, param var neden almamayım, gibi tutumlar da yanlış bence. Bazı evler oyuncak dükkanından farksız. Sürekli almak da çocuğu mutsuz, doyumsuz yapar. Ayrıca nasıl olsa alınıyor, diye kıymetini de bilmez.

    Giden zamanı bir daha geri getirip yaşayamazsınız. Doya doya çocuklarınızla oynayın. Kendinizin küçükken oynadığınız oyunları öğretin. Onlara çocukluklarını yaşatın. Mutlu çocuklar yetiştirin. Çocukları çok para, çok oyuncak değil, birlikte geçirilen kaliteli zamanlar mutlu eder. Çocuklarınızın çocuklarına anlatacak güzel anıları olsun.

    Çocuklarınıza bolca sürekli nasihat etmeyin. Otur dersine çalış, adam ol. Kitap oku vs vs. Bunları yapmak yerine onlarla oyun oynayın. Onlarla oyun oynar, kaliteli vakit geçirirseniz nasihate gerek kalmadan ders de çalışır, kitap da okur.

    Çocukları aranızda paylaşmayın. Büyük benim, küçük senin, ya da kız benim, oğlan senin demeyin. Çocuklarınızla ikiniz de ilgilenin, oyun oynayın.

    Yüce peygamberimiz Hz. Muhammed (SAS), torunlarıyla oyun oynamıştır. Sırtına bindirmiştir. ‘Ben peygamberim’ dememiştir.

   Hadîs-i şerîfte buyrulur:

“Kimin bir çocuğu varsa onunla çocuklaşsın!”

“Çocuklarınıza ikramda bulunun ve terbiyelerini güzel yapın!”

kusogluincilay@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas

SEVGİ DİLLERİ

12Kas

UMUT

03Kas

OYUN

25Ekm

ANLAMAK

14Ekm

NARSİST

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş