ANNE SEVER BABA DÖVER Mİ? - Melek DERİN ÇOBAN

ANNE SEVER BABA DÖVER Mİ?


      Dişi kişi bebekliğinde annesinden gördüğü maruz kaldığı benimsediği ve öğrendiği tepkileri toplumda çevresindeki bebek ve çocuklara aynen yansıtır.

      Doğru yanlış demeden bilmeden kendisi de ebeveyn olana dek ezberden sergiler bu annelik yaklaşımlarını. Kültüre ve özel şartlara bağlı olarak ebeveyn duyarlılığında farklılıklar göze çarpar. Bunlar anneden kızına bir miras gibi taşınır yıllarca. Bebeklere, çocuklara verilen tepkiler otomatiktir. İçinden bir yerlerden kopup gelir cümleler, tepkiler, sevme ve oyun oynama şekli. Toplumlara baktığımızda bu evrensel bir durumdur. Genellikle anneden kızına annelik öğretisidir ve çoğunlukla anneden aldığı şefkat sevgi merhamet duyguları ile babadan aldığı otorite, otoriteye tam itaat, mesafeli ilişki algısını harmanlar.

     Evet, mesafeli ilişki diyorum. Çünkü baba ile anneninkine benzer bir ilişki görmez çoğu çocuk. Yüz göz olmak istemez baba. Anne de bunu destekler. Çünkü sorunların çözülmesi gerektiği noktada bir çeşit tehdittir baba kızması hatta dövmesi gereken. Çocuğu, özellikle de kız çocuğu yola sokmak, toplumda yerini doğru şekilde belirlemek, büyüklere saygıyı ve sorgulamamayı öğretmek, namus algısını aşılamak gibi görevler babanın sert olmasına bağlıdır. Çocuklar bunu bilerek ve normalin içinde kabul ederek yaşarlar ve vakti geldiğinde bunu yaşatırlar.

      Dişi kişi anne olduğunda alışkın olduğu, bildiği şekilde yetiştirme eğilimindedir çocuklarını. Hele bir de koca da aynı algıdaysa babanın “mahkeme” olarak görülmesi kaçınılmazdır. Bunun davranışa ve cümlelere yansıma şekli ise şöyledir.

   -Çocuk yemeğini bitirmez, anne “bak babana söylerim” der.

   -Çocuk eve geç kalır, anne “babana söyleyim de gör” der.

   -Çocuk anneyi dinlemez, anne babandan dayağı yiyince öğrenirsin doğrusunu der.

     Çünkü annenin bildiği başka bir yol yoktur. Çocuğu istediği davranışa yönlendirmenin tek yolunun baba ile tehdit etmekten geçtiğini içselleştirmiştir. Çocukta yaratacağı etkiyi, çocuğun kendisine ve babasına karşı geliştireceği algıyı, onda yarattığı duyguyu kestiremez. Erkek kişiden korkmak, onun korkusuyla yaşamak, erkek olmaksızın hayatı idame ettirememek ya da kararlar alamamak, kadını erkekten aşağı görmek ve bunu olağan karşılamak, disiplinin erkek ile sağlanabildiğini ve sevgiden yoksun şiddete bağlı olduğu düşüncesini geliştirmek gibi kalıcı algılara sebep olduğunu bilemez. Bazı ebeveynler bunu fark etse de nasıl değiştireceğini bu zinciri nasıl kıracağını bilemezler. Ancak unutulmamalı ki farkındalık doğru olana giden yolun ilk adımıdır.

     Öncelikle çocuklarımızın her türlü ihtiyacına sadece annelerin koşması gerektiği dogmasından kurtulmalı, maddi manevi her türlü sorumluluğu baba ile paylaşmalı, babayı buna yönlendirmeliyiz. Kararlar alınırken demokrasi uygulanmalı ve her aile üyesinin söz sahibi olduğunu unutmamalıyız. Burada ağırlık tek taraflı olmamalı. Anne olarak çocuk bakımında daha fazla rol almak çocuk ile güvenli bağı kurmanın temelidir ancak bunu çocuk ile ilişkimizde zorlandığımızda babayı sorun çözücü olarak görmek hem bu bağı sarsacak hem de aile ilişkilerini çıkmaza sokacaktır. Çocuğun kriz anlarında içinden çıkılamayacağı düşünülen durumlarda ne yapılacağı bilinemiyorsa bile çocuğun duygusunu yaşamasına izin vererek sadece yanında durmak bile yeterli olacaktır. Sorunu hemen çözmeye çalışmak ya da istediğimizi yaptırmak için tehdit etmek durumu daha da kötüye taşıyacaktır. Sakin kalmak sorunu çözmenin ilk ve en temel adımıdır. İkinci olarak çocuğun gerçekten neden kriz yarattığını anlayıp onun duygularını anladığımızı ifade etmek işi baya kolaylaştıracaktır.

     Örneğin; parktan eve dönmek istemeyen çocuk ağlayıp kendini yere atıyor. Burada sinirlendiğimizi ona yansıtmadan ‘parkta olmak çok eğlenceli, ben de seninle parkta oynamayı çok seviyorum, buna yarın da devam edebiliriz, şimdi evimizde bir oyun oynayabiliriz ‘seklinde cümleler ile çocuğu sakinleştirmek çok daha etkilidir. Belki ilk başta ya da birkaç cümlede etkili olmayacaktır ancak sabırla aynı tutumu sergilemek çok önemli. Tehdidin hiçbir türlüsü olumlu sonuç sağlamayacağı gibi baba ile tehdit etmek hem annenin otoritesini ve saygınlığını sarsacak hem de babaya olan olumlu duyguları yaralayacaktır. Toplumda erkeğe ve kadına bakış açısını da önemli ölçüde etkileyecek bu yaklaşımlar çocuğun sosyal, iş, eğitim ve özel hayatında kendini karşı cinse karşı daha baskın ya da daha aşağı görmesine sebep olacaktır. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı bir toplum için ailedeki temelin de sağlıklı olması gerektiği unutulmamalı. Sevgi, saygı gibi hayati kavramlar hem anneden hem de babadan gelen sevgi ve saygı içeren disiplin ile sağlanmaktadır, unutmayalım!

Melek DERİN ÇOBAN

Instagramda #cocukhayatinoznesi sayfamı takip ederek daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Kas
21Ekm

ANNE SEVER BABA DÖVER Mİ?

20Eyl

ÖĞRENCİLERE TEHDİTLER SAVURMAK

23Ağs
17Tem
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş