ÇOCUĞU ADAM ETMEK - Melek DERİN ÇOBAN

ÇOCUĞU ADAM ETMEK


       Annemiz çok seviyor o sevmediğimiz TV programlarını izlemeyi. Biz de onu memnun etmek için sesimizi çıkarmıyoruz.

       Arkadaşımıza bir söz verdik. Bizden bir işi onun adına yapmamızı istedi. Bu önceliğimiz olur ve unutmadan hallederiz. Ayıp olmasın deriz, güveni sarsılmasın deriz ve sözümüzü tutarız.

      Bir arkadaş toplantısına geç kalmamak için işlerimizi buna göre organize eder mutlaka saatinde orda oluruz. Olamayacaksak mutlaka önden haber verir ya da geciktiysek özür diler mazaret bildiririz.

      İşyerindeki amirimizin gözünde değerimiz düşmesin diye verilen görevi layıkıyla yapar,onunla iletişimimizi olumlu tutmak için yeterince kibar, anlayışlı ve özverili davranırız.

     Çok sevdiğimiz akrabalarımız yemeğe gelecek diye onların damak zevkine uygun yemekleri hazırlar, evimizi düzenler, tertemiz giyiniriz. Onları mutlu etmek bize kendimizi iyi hissettirir çünkü. Takdir edilmek, beğenilmek için elimizden geleni yaparız. Ya da sadece sevdiğimiz, değer verdiğimiz için onların gözünde de değerimizi korumuş oluruz böylece.

      Peki kendi çatımızın altında da bu kadar özverili ve özenli miyiz?

      Eşimiz işten yorgun döner veya tüm gün evde ev işleri ile uğraşıp yorulmuştur (kadın veya erkek) diye düşünür müyüz? Bazen bulaşık makinesini boşaltmak, bazen kurumuş çamaşırları toplayıp yerleştirmek, bazen de sadece sıcak bir karşılama yeterlidir aslında. Yaşadığımız bir sorunu ele alırken, bir konuyu tartışırken aynı arkadaş veya amirimizle olduğu gibi kibar ve sabırla yaklaşmak pek çoğumuzun gerek görmediği bir şeydir. Hele çocuklarımız çoğu zaman stres topumuz olur bu sorunlar esnasında. Aynı özeni gösterenlere değil yazdıklarım. Ama bazen dönüp bunları sorgulamak gerekir.

     Çocuğumuz oyuncaklarını etrafa yaydığında, yemek yerken üstünü ve yerleri kirlettiğinde, arkadaşınla oyuncağını paylaşmak istemediğinde tıpkı bunu başka bir çocuk yaptığında çokta önemli görmüyor ya da uyarımızı yumuşak bir sesle yargılamadan yapıyorsak kendi çocuğumuza da bu özeni göstermeliyiz.

     Bazı günler çok stresli, sinirli veya üzgün olduğumuzda bile ailemizin dışındaki kişilere son bir gayret tahammül ederiz. Sonraki günleri düşünürüz belki. Ya kalbini kırmak istemeyiz ya da bize dönüşü olumsuz olabilir diye sakin kalmaya çalışırız. Peki bunu neden çocuğumuza yapmak için gayret göstermeyiz? Çünkü o bizden küçük, çünkü onu biz dünyaya getirdik, çünkü sonraki günleri düşünmeye gerek yok, çünkü bizim duygularımız öncelikli, çünkü o nasılsa anlamaz, çünkü bizim çok önemli hayatımızın öznesi olamıyor. İşte burada belki de çocuğumuzu ‘adam’ yerine koymak öne çıkıyor. Burdan kasıt erkek olmak değil tabiki insan olduğu için saygı duymak anlamında bir deyim. Çocukların da yetişkinler gibi varoluşuna saygı duymak önem vermek gerekir. Bugün yetişkinlere ve sadece onların hayatlarına, görüşlerine göre şekillenen ve tamamen  onların otoritesi altında kalan çocuklardan yarın yetişkin olduklarında kendi ayakları üzerinde özgüvenli bir duruş sergilemesini beklemek büyük bir tezatlık olacaktır.

     Peki nasıl ebeveyn, öğretmen, dede, büyükanne, teyze vs. olarak çocuğa verdiğimiz değeri ve onu ‘adam’ yerine koyduğumuzu gösterebiliriz? Aslında kural basit ama uygulaması toplum olarak çok alışkın olmadığımız için zordur. Çocuğun ebeveyni olarak makul konularda tercihini sormak ve buna uymak, dahil olabileceği konularda karar aşamasında ona söz vermek, ertrafımızda ki kişilere gösterdiğimiz tahammül ve saygıyı ona da göstermek ile büyük bir adım atmış olacağız. Bir öğretmen olarak çocuğa selam vermek, konuşurken omzuna dokunmak, gözüne bakarak ve saygılı konuşmak, canı sıkkın ise sebebini sormak gibi davranışlar aslında çevremizdekilere otomatik gösterdiğimiz tavırlardır. Ama toplum olarak pek alışkın olmadığımız durum işte budur. Bizden yaşça küçük olan tecrübesiz çocuğa katı ve sonsuz bir otorite yoluyla bizim yolumuzu takip etmesini, bizim hayatımızın tecrübelerinden farklı tecrübeleri olabileceğini unutarak ve yanlış yapma hakkı tanımadan yaklaştığımızda o bizden yavaş yavaş uzaklaşır aslında.

     Ben seni ‘adam’ edemedim cümlesini artık yetişkin olma yolundaki çocuğa kurmak işi de  yetişkinlere kalır haliyle. Ancak durumu kurtaracak zamanlar geride kalmıştır. İşte belki de o çok güvendiğimiz ve eşsiz sandığımız tecrübeler bir kenara asıl hayat tecrübesini yaşarken edinememiş olamaktır bu.

     Çocuğumuzu emrimiz altındaki asker, sözümüzü sürekli dinleyen itaat eden bir robot, modumuz iyi değilken bir stres topu, hiç bir şeyi bilmeyen ve anlamayan bir küçük insan, herşeyi rahatlıkla söyleyip istediğimiz gibi davranabileceğimiz ama yine de koşulsuz sevdiğimizi değer verdiğimizi iddia ettiğimiz hayatımızın bir nesnesi ve yansıması olarak görmek; şimdiki küçüğün kendini değersiz hissetmesine ve  büyüdüğünde de değer vermeyi, saygı göstermeyi ve sevgiyi göstermenin doğru yollarını edinememiş bir yetişkine sebep olacaktır.

     Oysaki küçüklerin en değer verdiği kişiler ebeveynleridir. Her ne yaparsa yapsınlar bu değişmez. Bunu değiştirecek tek şey küçüğün büyümesi ve birey olarak varlığının kabul edilme ihtiyacıdır. Zamanında karşılanmayan bu ihtiyaç karşımıza bir eksiklik bir sorun olarak çıkacaktır. Çünkü;ne koyarsan aşına o gelir kaşığına.

    ‘Adam’ etmek istediğimiz çocuğa ‘adam’ gibi davranmak net ve tek doğru yoldur.

  Melek DERİN ÇOBAN

cocukhayatinoznesi  Instagram sayfamı ziyaret edebilir daha çok içeriğe ulaşabilirsiniz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Oca

ÇOCUĞU ADAM ETMEK

23Kas
21Ekm

ANNE SEVER BABA DÖVER Mİ?

20Eyl

ÖĞRENCİLERE TEHDİTLER SAVURMAK

23Ağs
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş