KENDİ ELİMİZLE ÖN YARGILI ÇOCUK MU YETİŞTİRİYORUZ?   


       Günümüz dünyasında ön yargının yükselişte olduğu ve bunun sonucu olarak da nefret suçlarının artışta olduğu belirtilmektedir. Amerika ve İngiltere adalet bakanlığı tarafından yapılmış çalışmalardan elde edilen sayısal veriler dünya genelinde ön yargının artışta olduğunu göstermektedir. Geleceğin dünyasında ön yargıların önüne geçilmediği takdirde bu sayıların azalmayacağı hatta artış gösterebileceği düşüncesi oldukça korkutucudur. Bu korkutucu gerçeğin önüne ise ancak nesillerin ön yargı konusunda eğitilmesi ile geçilebilecektir.

       Bazı ön yargılar elbette ki cezai bir suça sebep olmayacaktır ancak ait olunan aile, içinde bulunulan toplum için mutlaka olumsuz sonuçlar doğuracak, sosyal ilişkileri zedeleyecek, toplumun dengesini bozacaktır. Peki bu ön yargıların temeli nasıl atılıyor yoksa doğuştan mı getiriyoruz?

       Tüm dünyada özellikle de geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde var olan “erkek çocuklar bebek ile oynamaz ya da kızlar futboldan anlamaz” stereotipi ne yazık ki aşılamayan bir yargıdır. Çocukların istek ve hedeflerini tersi yönde değiştirmelerine ve duygularını bastırmalarına sebebiyet verebilir. Ayrıca cinsiyet farklılıkları ile ilgili üstünlük- aşağılık yargılarını ortaya çıkarabilir.

       Ayrımcılık yapmak ya da ayrımcı düşünceler ortaya koymak yine çocuklarımıza aşıladığımız bir yargıdır. Çocuklarımızın yanında toplumun belli bir kesimi için genelleyici bir eleştiride bulunmak çocuğa kişisel özelliklerin dikkate alınmaksızın kişileri değerlendirme düşüncesini doğru kılmaktadır. Mesela “doktorların hepsi böyle, hastayı dinlemeden teşhis koyuyor”, “........ şehirli olanlara pek güven olmaz”, “öğretmenler yata yata para kazanıyor”, “erkekler kadınlardan güçlüdür” gibi cümleleri duyan çocuğun bu kesimlere ön yargı geliştirmemesi imkansızdır.

       Düşünce ve hayata bakış açısını da şekillendiririz çocuklarımızın. Bunu bazı yetişkinler bilinçli yapar hatta. “Bu dünyada bizim gibi fakirlere yer yok”, “zengin diye konuşuyor bu kadar” gibi cümleler birer tavsiyedir çocuklara. “Eğer sayısal alanda iyi değilsen hiçbir şey yapamazsın bu ülkede”, “iyi bir okula yerleşemezsen seni meslek lisesine veririm” tarzı cümleler çocuklarda önyargı oluşturmanın dışında kaygıya da yol açar. Aynı zamanda insanları kategorize etmeye ve istenmeyen kategoridekileri aşağılamaya onlara karşı yargı oluşturmaya sebep olabilir.

       En masum görülen yargılardan biri de yaş ile ilgili olandır. Çocuklar “büyü artık kendin yemek ye, kendin yemek yap, kendin para kazan....” gibi eleştirel cümleler ile çocuk olmanın kötü, istenmeyen bir dönem olduğu yargısını oluşturur. Ancak büyürken de aynı zamanda yaşlanmaya karşı “yaşlıların kulakları duymaz, gözleri görmez, hasta olurlar, ilaç kullanırlar, koşamazlar, hep yardıma ihtiyaç duyarlar, yaşlanınca ölüme yakın olur insanlar “gibi cümleler önyargıya sebep olur. Çocuklar da bu kez hem anne babanın hem de kendilerinin yaşlanmasına karşı korku oluşur. Hastalık ve ölüm korkusunu tetikleyip yalnız kalma paniği yaşayabilirler.

      Tabi ki çocuklarımıza miras bırakmamız gereken düşüncelerimiz olmalı. Ancak bunlar fikirden öteye geçmemeli. Çünkü onlar bize ait, bizim yaşantılarımız ile elde edildi. Çocuklarımızın da kendi yaşantıları ile yargı ve düşüncelerini oluşturmalarına izin vermeli, konuşurken seçtiğimiz cümlelere dikkat etmeliyiz.

    

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş