ÖĞRENCİLERE TEHDİTLER SAVURMAK - Melek DERİN ÇOBAN

ÖĞRENCİLERE TEHDİTLER SAVURMAK


    Güzel ülkemde her gün bir insan zafiyeti yaşamamak imkansız hale geldi. Hatta her dakika maruz kalıyoruz. Nesilden nesile aktarılan bir yanlış davranışlar silsilesi var ne yazık ki. Birkaç gündür sosyal medyada dönüp dolaşan bir videodan yola çıkmak istiyorum. Okul bahçesinde sınıfa geçmeden önce toplanan çocukları izaha getirmek düzene sokmak için eline mikrofon alıp ağzına geleni söyleyen bir eğitimci. Çocuklara ‘senin ağzını yüzünü dağıtırım, sen benim kim olduğumu bilmiyorsun galiba’ cümlelerini tüm tehditkar ve sevimsiz tavrıyla diziyor.

    Eğer bir yetişkin özellikle de bir eğitimci küçücük çocukları “izaha getirmek “için bu cümlelere gerek duyuyorsa henüz kendini gerçekleştirememiş, kendi özgüven ve değer algısını tamamlayamamış demektir.

    Çocuğun öğretmeni onun için kıymetli olmalı, saygın olmalı; korkudan değil sevgisinden otoriteyi kabul etmeli. Korku ile gelen itaat hem nefret hem intikam içerir. Ayrıca çocuğu sadece o eğitimciden değil okuldan hayattan soğutur. Bir eğitimcinin temel görevi çocuğa okulu sevdirmek, kendine saygıyı değer vermeyi öğretmek, hayat becerilerini edinmesini sağlamak olmalı. Ancak bu tür tavırlar çocukları sorgusuz itaate yöneltmekte ve eğitime olan bakış açısını olumsuz etkilemektedir. Hani okul çocukların ikinci yuvası ya; bu yuvada hangi özgür kalp kalmak ister, hangi masum mutlu olur ve hevesle yuvaya gider.

     Okullar bazı çocuklar için ailesinden kaçış yeridir. Çünkü sevgisiz büyümüş olduğu aileden uzaklaşma fırsatıdır. Kendini değerli hissedebildiği, bir vasfının olduğu, güven duyulduğu, sevildiği bir yuvadır. Açlığını doyurur arkadaş ve öğretmen aracılığıyla. Tabi ki bunu kendi varlığına saygı duyulan bir okul ortamında yapabilir. İşte bu çocuklara yuva olur okul. Ancak bazı çocuklar için ikinci yuva da aynı ilki gibidir. Yine örselenir, yine sevilmez, şiddet uygulanır çocuğa. İşte okulu yuva yapan duvarı bahçesi değil; öğretmenidir, öğretmen-öğrenci ilişkisidir.

    İster sadece “okul” ister bir “yuva" olsun okul, insan her yerde olduğu gibi burada da saygıyı hakeder. Otorite olmak adına, düzeni sağlamak adına çocuğu aşağılamak affedilemez. Eğitimci olarak ve ebeveyn olarak buna izin vermemeli, kendi okullu çocuklarımızın söylemlerini ,duygu hallerini dikkate almalıyız. Şahit olduğumuz bu tür istenmeyen tavırlara sessiz kalmak gelecek nesillere zarar verecektir. Okul disiplini ile ilgili uzun seneler öncesinden var olan yanlış ve insani olmayan uygulamalar genellikle ilkokul birinci sınıf seviyesinde başlayıp sonrasında da çocukların maruz kaldığı davranışlardır. Okul öncesinde oyunla, şarkıyla, kucaklaşma ile okulu seven çocuk, hayatına derslerin girmesi ile disiplini sağlama adına kendini aşağılanmış hissettirebilen, değersiz ve yeteneksiz algılamasına sebep olabilecek, en önemlisi de aidiyet duygusu yaşayamayacağı bir ortam ile karşı karşıya ve savunmasız kalır. Oysaki ikinci evimiz sıcak olmalı, sahiplenmeli, çocukların her türlü davranış ve duygu ifadelerine açık olmalı ki gerçek bir eğitim öğretim sağlanabilsin.

   Bundan hepimiz sorumluyuz. Çocuklarımızın geleceğin  yetişkinleri olacağını ve ne ekersek onu biçeceğimizi unutmayalım.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Kas
21Ekm

ANNE SEVER BABA DÖVER Mİ?

20Eyl

ÖĞRENCİLERE TEHDİTLER SAVURMAK

23Ağs
17Tem
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş