YAVAŞLAMAK HERKESE İYİ GELİR - Melek DERİN ÇOBAN

YAVAŞLAMAK HERKESE İYİ GELİR


    Zamanı durdurmak elimizde değil ancak o akıp giderken kendimizi biraz yavaşlatmak elimizde. Günlük işlerimiz, iş hayatımız, sosyal hayatımız derken günün 24 saatten daha fazla olmasını dileriz çoğu zaman. Hele bir de çocuklarımızla yeterli ve gerektiği şekilde vakit geçiremiyorsak hem vicdan hem de isyan duyguları gündeme gelebilir.

    Gece yastığa başımızı koyduğumuzda o gün yaptığımız şeyler film şeridi gibi geçer zihnimizden ve eğer herşey olmasını istediğimiz gibi olmuşsa kendimizi takdir eder rahat uykuya teslim oluruz. Peki kaçımız çocuklarımızla ilgili gerçekleştiremediklerimizi düşünüp sorguluyoruz. Bence azımsanamayacak kadar fazladır sayımız. Kendimi de dahil ediyorum bu listeye kesinlikle. Bir an durup düşünelim; günlük akışta yapılacaklar listesinde neyi ihmal ediyoruz. Eminim ki çoğu kişinin cevabı: çocuk!

    Çocuğun aklında tek şey vardır günlük akışa dair, oyun. Tabi ki ebeveyn olarak kendi rutinimize her an çocuğun oyun ihtiyacını koymamız pek mümkün değil. Zaten çocuğun da ebeveynden bağımsız kendi başına geçirdiği zamanları mutlaka olmalı. Çok yoğun olan bazı günlerimizde (hatta çoğu ebeveynin her günü yoğun olabilir) çocuğumuzun oyun ve yakınlık ihtiyacını istemeden de olsa ihmal edebiliriz.

    Kesinlikle bu bir sorun değil. Burada sorun olabilecek şey bu yoğunluğun içindeki minik anları da kaçırmak. Sabah erken uyanıp hızlı bir kahvaltı yapmak zorunda olmak, akşam eve dönünce hızlıca yemek hazırlayıp yemek veya ortalığı hemen toparlamak ihtiyacı, sonraki güne hazırlık gerekliliği, yapılması gereken telefon görüşmeleri, uzun zamandır izlenmek istenen filmin sabırsızlığı, hep reddedilen arkadaşlarla sohbet, sessizlik ihtiyacı derken stres vücudumuza yayılır hızla.

   Tüm bunları yapma isteği ancak yapamazsam düşüncesi yerini stres ve sinire bırakır. Biz bunları düşünürken ve hatta uygularken hep yanımızda kendi ihtiyacını bizden almaya çalışan çocuklar da fazlasıyla bu duygumuzdan nasiplenir. Günün sonu çocuklar için oyunsuz, bol azarlı ve ağlamalı bitebilir. Ve tabi biz ebeveynler de (eminim ki çoğumuz) çocuklar uyurken keşkeler ile baş başa kalırız.

   Çocukların biz yetişkinler gibi işleri güçleri yoktur ama bu onları anlayışsız yapmaz. Aynı büyükler gibi kendi isteğinin kendi günlük akışının kendi işinin gücünün peşindedir aslında. Kendi rutinimizin peşinde koşarken onları görmezden gelip onların rutini ile kendimizinkini birleştiremezsek bizi vicdan duygumuzdan hiçbir şey kurtaramaz. Sonuç olarak bu da bir stres kaynağı olur günümüze.

   Planlı hayatımızın akışına mutlaka minik minik de olsa çocuklarımızı dahil etmeliyiz. Öncelikle kendimiz için hayati biraz yavaşlatmalı ertelenebilir olanları ertelemeli, ev işlerini bazen askıya almalı, iş görüşmelerini biraz ötelemeli ve en önemlisi mümkün olduğunca çocuğu rutine dahil etmeliyiz. Asık bir surat, sürekli koşturan bir ebeveyn, bir yandan gerginliğini cümlelere döken bir yetişkin çocuğu da huzursuz ve stresli kılar.

   Derin bir nefes alıp Güler yüzle çıkmalı çocuğun karşısına, önce kocaman bir kucaklaşma minik bir sohbet eşliğinde yemek hazırlama, çamaşır makinesine koyulacak çamaşırları renklerine ayırma işini oyunlaştırma, yemek esnasında masada oynanabilecek kelime oyunları, uyku öncesi mini bir masaj ile beden teması sağlayabiliriz. Uzun oyunlara her zaman vakit ayıramasak ta (ki bazen mutlaka ayıracak şekilde planlama yapmalı) zihnimizde bedenimizde hissettiğimiz stresi çocuğumuzun güler yüzünün, tatlı sesiyle sohbetinin alıp gitmesine izin vermeliyiz. Zaman akıp gider hızla, önemli olan o zamanı nasıl doldurduğumuzdur.

    Çok klasik ama hep geçerli bir cümleyle sonlandırıyorum:

    "Küçükken bizim vakit ayıramadığımız çocuğumuzun, büyüdüğünde bize ayıracak vakit planlayabilmesi için bugün ihtiyacının karşılanması şart."

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Haz

YAVAŞLAMAK HERKESE İYİ GELİR

24May

SEVGİ Mİ? ALIŞVERİŞ Mİ?

30Mar

ROL MODEL Mİ? ÖZENTİ Mİ?

18Şub
05Oca

ÇOCUĞU ADAM ETMEK

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş