İTTİHAT VE TERAKKİ (2)


İTTİHAT VE TERAKKİ (BİRLİK VE İLERLEME)

(GEÇEN HAFTADAN DEVAM)

         

İttihat ve Terakki’nin o günün şartlarında fikir adamı diye öne sürdükleri adamların bugüne gelen veya bugün bize kılavuz olan görüş ve idealleri var mıdır?

En öne çıkan Ziya Gökalp’in bile eserlerini dikkatlice okudunuz mu? Eğer dikkatlice okuduysanız veya okursanız kendi eserlerinde bile çelişkiye düştüğünü göreceksiniz. Bunu belki çelişkiye düşüyor diye değil de yönlendirme ve milletin gazını alma olarak nitelendirebiliriz.

O günlerin fikirlerinden ve dava adamlarından günümüze gelen hiç kimse yoktur. O zaman biz koskoca devleti neden bu hale getirdik?

Sonraki kuşaktan sadece doğru ve akıllı bir fikir üreten Alparslan Türkeş vardır. Tabi oda ittihat ve Terakkici değildir. Çünkü rahmetli Başbuğ’un doğumun birinci yılında İttihat ve Terakki kendisini feshetmiştir.(1 Kasım 1918)

Alparslan Türkeş’te 1968 yılına geldiğinde kurduğu Ülkü Ocakları ile bu fikirde olmadığını göstermiştir. Eğer Ülkü Ocaklarını kurmamış olsaydı yine kendisi veya Bozkurtları İttihat ve Terakki yoluna girebilirlerdi. Ülkü Ocaklarını İttihat ve Terakki’den ayıran en belirgin özellik Türk-İslam düşüncesinde olmasıdır.

Aslına bakarsanız İttihat ve terakkinin düşüncesi net değildir. Kurucular takiyye yapmışlardır. Çünkü kuranlar Osmanlı devletini, Türklüğü yok etmek için, milletin temiz ve münevver evlatları ise Türklükte birlik ve ilerleme için çalıştılar.

Bu davalar şirket yönetme davaları değildir. Dünyayı bu hale getirmek için çok uğraştılar. Sistem kurdular, insanları güya uzmanlaştırdılar. Sistemler arasında bölücülük ve rekabet geliştirdiler. Dünya da komünizm ve kapitalizmden başka sistem yoktur düşüncesini insanların aklına yerleştirdiler. İşte bu dönemde kendi milletimizi ve inancımızı ezik gösterenler ayağa kalkıp bir sistem daha var o da: İslamiyet’tir dedirtmediler. Tarihleri iyi bakın komünizmin ve kapitalizmin çıkışı, kurucuları, iki sisteminde tüm kurucuları masonlardır. Sadece komünizm kurucularından biri Rus’tur. Yoksa dünya boşu boşuna bu hale gelmedi. Mesele dünyayı yamyam düzeni ile yönetmek değildir. Mesele bunu bir dava olarak görmektir.

Bu dava kuru bir cihangirlik davası değildir. Olmamalıdır. Bu dava insanlık davası, nizamı âlem ilahi kelimetullah davası olmalıdır. Böyle olmadığı müddetçe başarıya ulaşamaz.

İşte Osmanlının başarısı bundandır.

Ne dini ne de milli, cihangirlik davası bir slogandan öteye gidemez. Belki kısa dönemde bazı başarılar görülse de uzun vadede yok olup gitmeye mecburdur.

Gelelim İttihat ve Terakki’nin altın yılları olan 1900 yıllara. Makam mevki ve şöhret elde etmek isteyenlerin üşüştüğü yıllardır. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy bile İttihat ve Terakki’ye üye olduktan sonra meşhur olmuştur.

Şimdi soruyorum Mehmet Akif gibi birisi padişaha neden bayrak açtı?

Sakın padişahın mandacılardan yana olduğunu, dinle ilgisi olmadığını, tebaasının aleyhinde çalıştığını hatta ve hatta 31 Martçıların meşhur sloganı ile şeriat isteriz diye bayrak açtığını söylemeyiniz. Çünkü başta II. Abdülhamid vardır. II. Abdülhamid devleti çok güçlü olmamasına rağmen diplomasi ile Avrupa’yı idare eden padişahtır. Sonrakilerle karıştırmayalım.

Mehmet Akif İttihat ve Terakki üyeliği sayesinde o gün meşhur bir şair, düşünür ve yazar olmuştur. Daha nimetleri bitmedi. İlk mecliste Burdur milletvekilliği yapmıştır.

Eğer İttihat ve Terakki üyeliği olmasa 1. TBMM Burdur milletvekili olabilir miydi?

Belki bazılarınız şimdi diyecek ki, Milli Şairi mi küçümsüyorsunuz?

Bu soruyu soranlara diyorum ki; Akif’in sonraki hayatı ve ölümünü biliyor musunuz?

Cenaze namazı ve törenini biliyor musunuz?

Üstelik bu sorduğum dönemlerde Mehmet Akif Ersoy Milli şairdir.

 

Devam edecek!

 

alisoydemir09@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Tem
18Tem
11Tem

İTTİHAT VE TERAKKİ (2)

02Tem
18Haz

BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
uğur soğutma aş